30 Aralık 2025 Salı

 

     Ah Bir Bilseydim 

Bir bilsem

Hangi yol ayrımında

Kötü yolla bulaştı

Düşünceler 

Yalan oldu insanlık 

Ah bir bilsem

Savaş sebebiydi belki

Ama ihtilal etti

Hisler

Ah bir bilseydim

Serçeyi

Çakalla verir miydim 

Gündüz vakti 

Ah Bir bilseydim 

Seni düş kralından ister

İhtiras kraliçesine 

Sürgüne yollar 

İlham perisinden gelin ederdim 

Ah bir bilseydim 

Ucuzken bir bidon 

Benzin alıp 

Kendimi insanlık meydanında 

Küle verirdim 

Uyansınlar diye  

Ah Bir bilseydim

Beyaz  şarap yerine

Bir kadeh kırmızı şarap içer

Şiiri öyle  kaleme alırdım 

İşte bir bilseydim

Kaderi çizer

Geçmişi siler

Geleceği söyler

Kâinatı ateşe verirdim 

İşte bir bilseydim

Üç kuruş etmez insanları

Kelimerinin arasına sokmaz 

Cümleleri onlarla yok etmezdim 


30 Kasım 2025 Pazar

 

            Gözleri Ela idi Sanırım 

‎Merhaba ile başladı 

‎Her gecenin ardından

‎Yalnızlığa şiirler yazılırdı

‎Cevapsız sorular

‎Sabahları var ederdi

‎Umudunu kaybetmiş günlerde 

‎Gözleri ela idi sanırım

‎Acılar diyarından,

‎Yazılmış satır aralarına

‎Nefes verirdi kimi zaman ,

‎Kendinden her zaman 

‎Devrik cümlelerle bahsederdi

‎İlk cümleyi anlatır 

‎İkinci cümlede gezgin olur 

‎Çıkardı bilinmezliğe ,

‎Bilinmez hikâyelerin

‎Son cümlesine taht kurmuş

‎Suskun bir anlatıcıydı o

‎Bir merhaba ile dille gelir

‎Tarihleri konuşturdu

‎Gecelerin hükmünde

‎Sonra....

‎Bir bir yad ederdi , 

‎Geçmişin tozlu raflarını

‎Gelecek suskun kalırdı hep dilinde

‎Gözleri ela idi

‎Ruhunu geceye asan

‎Gözlerinde uçurumlar uçuran

‎Sesi ile şiiri konuşturan

‎Suskun bir anlatıcıydı o

‎Kayboluyordu arada bir

‎Ayaklarına yüreğini asar

‎Yürürdü saatlerce

‎Bir çay molasında

‎Biraz şiir biraz türkü ekler

‎Susardı kendi sesinde

‎Gözleri ela idi sanırım

‎Son hikâyesini yazdı 

‎Yalnızlığın ucunda 

‎Kendi sesinde

‎Kendini yok etti

31 Ekim 2025 Cuma

 ‎

          ...

Duvarın dibine oturmuş 

‎Çocukluğumu satıyorum 

‎Zamanın uşağına

‎Alacaklı çıkıyor 

‎Üstüne dünden kalan 

‎Gülümseme kırıntılarını da istiyor 

‎Ah be 

‎Ne çok veriyoruz 

‎Kendimizden, geçmişe ve geleceğe 

‎Şimdi bu 

Kaçıncı çocukluğumdan vazgeçişim 

‎Duysa kızardı Annem belki 

‎Oysaki kaderin oyuna yenik düştük 

‎Hiç Sabah olmayacak pazartesi akşamına 

‎Kaldır şu dilime yapışıp ,

‎Kalan uyuşukluğu da

‎Dans edelim 

‎Yağmurun tanecikleri altında 

‎Gün ağarmak üzere 

‎Birazdan uyanacak sokaklar 

‎Oyuna dalsın bütün çocuklar 

‎Kimbilebilir ki ...

‎Belki birinin boğazından 

‎Son bir akşam düştü 

‎Belki de tan vakti ile

‎Son nefesinden vazgeçti biri 

‎Herkes çocukluğunu öldürüyor 

‎Bir sonraki gün uğruna işte 

‎Ben Çocukluğumu 

‎Dut ağacın gölgesinde ki

‎Karıncalara bırakarak 

‎Rüyalarım için 

‎Geceden yıldız çalıyorum 

‎Sonbahara bulanmış ülkede 

‎Kaldır şu üşengeçliği üstümden de

‎Yaprakların arasında 

‎Gezinti yapsın ayaklarım 

‎Belki gençliğime rastlar

‎Hasbıhal ederiz 

‎Belki de çocukluğumu geri verir

‎Karıncalar

‎....

30 Eylül 2025 Salı

  

      ‎

‎Ağlıyorum geceden habersiz 

‎Ayın altında 

‎Bir yanımda zula olmuş 

‎Yalnızlığım...

‎Bir yanımda yolunu kaybetmiş 

‎Işık böcekleri ile 

‎Geceyi pay ediyoruz

‎Sokak lambası altında 

‎Biri çay getirse 

‎Susmuş bütün cümlelerde 

‎Yıldızlara eşlik ediyorum

‎Gecenin dördü de 

‎Yalnızlığımla....

‎Ve ben,

‎Heba oldum

‎Susmaz bir müziğin elinden

‎Gündüz gözü ile 

‎Şimdi sen diyorsun ki

‎Gel sabahı da ziyan edelim 

‎...

30 Temmuz 2025 Çarşamba


            ....

Dilimde sönmüş kelimeler

Gecenin karanlığında

Yağmura özeniyor 

Şuurunu kaybetmiş gibi

Ey yağmurun damlaları

Şiddetini artır ki

Saçlarıma düşen her acının zerresi

Akıp yok olsun

Ayak dibim de

Bak dilim de  volkan olmuş 

Bütün yok oluşu

Kelimelere saklayıp

Sır ediyor mısralara

Sen hiç çaresiz kaldın mı 

Sessin sesine çarparak 

Yok oldu mu  gözlerinde

Giden her damlanın ardından

Ah bu geçen zaman

Kaç ömrü heba etti kimbilir 

Şehirlerin karanlık köşelerinde 

Kelimeler kelimeler

Tazelenmiş bir çiçeğin filizin de 

Yeniden canlanırken 

Yok oluşları yazıyor  tarihin sayfalarına

...

 


30 Haziran 2025 Pazartesi


      TaNrI  BeNi  ÖlDüRmEyİ UnUtMuŞ 

Bütün ordularım

Kibrin yüzünde

Yolda telef oldu

Şimdi her gece çıkıp

Aynı yerden

Cesetleri topluyorum

Yeni bir ordu kurmak için

Bakıyorum kimisi topal olmuş

Kimisi ama

Kimisi de dilsiz

Hep aynı yerde ölüyorum oysaki

Kimse gelip

Ceset dimi toplama gereği duymuyor

O kadar alıştılar ki 

Aynı yerde ölmeme

Sıradanlaştı artık

Geçen biri sordu

Kaç yıl geçti diye

Hatırımda yok dedim

Gülüp gitti

Zaman kavramı bile yok olmuşken

Ben nasıl yok olmadım ki 

Aynı yerde...

Bu kaçıncı ordu dedi birisi

Ben kaç defa topladım ki

Giden orduları mı

Zaman yok 

Akıl yok

Yokun içinde yokta yok

Ben kaç defa aynı yerden öldüm

Artık geceleri toplamıyorum

Gündüzleri gidiyorum

Birinin kolunu buluyorum bazen

Bazen de birinin yüzünü,

Bulutlara asılmış buluyorum

Kaç kişi gitti

Kaç kişi buldum

Hiç hatırımda yok

Yokun içinde yokta yok

Giden ordunun neden gittiğini

Artık sormuyorlar

Alıştılar onlarda

Şimdi neden topladığımı

Bazen ben de unutuyorum

Neden aynı yerden defalarca öldüğümü

Kış geliyor 

Yağmurlar bir başladı mı

Durmaz artık 

Dökülecek bütün yapraklar

Tanrı beni öldürmeyi unutmuş galiba

Kavramlar birbirlerine karıştı

Ölüme kefen giydirdikte

Tanrı beni öldürmeyi unutmuş

Biri durdursun gündüzleri artık

Ellerim yara bere içinde

Dikiş tutmuyor

Hayır işleyen yok mu ya

Biri toplasın bütün ordumu

Beni odama bıraksın

Üstüme biraz şiir örtüsün

Biraz da gece bıraksın

Tanrı beni öldürmeyi unutmuş da


31 Mayıs 2025 Cumartesi

 

   ...

Tıklat bütün odaları

Bahar olup çıksın

Bütün pencerelerden

Olmadı mı

Yine tıklat

Bütün kapıları

Sürgünden dökülsün

Saklanmış anılar

Aç içinin defterini

Ne kadar acısa

Hücrelerinden bulunsun 

Zamanın kökleri

Otur baştan yaz

Bugünün kaderini

Olmadı mı

Çık tanrının divanına

Bağdaş kurup

İzin iste

Olmamış güne talip oldum de

İster deftere yazayım

İsterse bedene resmedeyim 

Günü tam edeyim

Bende ki bahaneyle

Olmadı mı 

Güneşi sakla avuç içine

Gözlerine sürmeleri çek

Al eline üç telli-yi

Seslendir günün bahanesini


30 Nisan 2025 Çarşamba


                 Deniz...

Bir bankta oturmuş 

Kalabalık şehirleri düşünüyorum

Gözlerimin önünde giden ömrü

Sarıp sarıp tekrar tekrar izliyorum 

Şimdi kimsenin gitmediği

Bir sahile yelken açsam

Ayaklarım kendinden bıkmış 

Her yanım yıkık dökük

Kalabalık şehirler gibi

Sokaklarım karanlığa bakıyor

Güneşin yüzünü kapatarak

Kadrajima biraz deniz düşüyor

İçinde benden çok var

Bakıyorum usulca

Cenk ediyor kendince

Gidip geliyor dalgalar

Kaybolup gidiyorum öylece

Var mıydım yok muydum

Belirsizliğin dibi

Şimdi kim kalkıp gidecek

Beni bu uca gömseler

Biraz da şiir

Biraz da türkü olsun

Gerisi balıklara verin


30 Mart 2025 Pazar


           ...

Anlatırlardı 

Eski zaman hikâyecileri 

Ehline denk gelmemiş gönül 

Anlamazmış,

Ruhtan sızan ışığın yansımasını

Var gidin söyleyin !!!

Delidir divane gönlüm şimdi 

Göz suretini aşikâr eyledi 

Yâr'ın sözü eşliğinde

Meclisler kurun

Dâr-a  çıkacak ruhum


Ey yar sözünü getir 

Geceye salıncak yap

İçinde dans edecek ayaklarım 


Çağırın şimdi  ferman yazıcılarını

Beyitler yazacağım 

Yâr'ın sesine 

O ses ki

Ruhumu dolunaya çıkarıp 

Bağdaş kurdurdu

Cura eşliğinde 

Semah dönüyor 

Ruhunu kaybetmişlerle 


Ey yâr!!!

Gel otur yamacıma 

Başım omzunda 

Ebedi istirahate çekilsin




30 Ocak 2025 Perşembe

 

     ÖNEMLİ DEĞİL!!!!!

Varsın bir kaç kelime 

Eksik olsun lugatında

Geçen salı yağmur yağmıştı 

Sonrasında sel aldı sokakları

Unutuldu gecesi olmadan

Önemli değil 

Oturdun saatlerce yazı yazdın 

Ellerine bakınca 

Eskici geldi aklına 

Camı pencereyi yerle bir ettin

Soğumadı acıların 

Boş ver 

Sarıl usulca yalnızlığa 

Uyu sabah  olsun 

Güneş bir doğsun 

Yüzünde kocaman bir gülümseme 

Gir mutfağa çay koy

Hamur yoğur 

Sıcak bazlama yap

Koy bütün kahvaltılıkları masaya 

Otur ye 

Açken zaman geçmiyor çünkü 

Önemli değil 

Karış günün arasına 

Tak ikinci suretini

Gezinti yap 

Kaybolmuşların ülkesinde  

Sonra otur bir ağacın gölgesine

Kapat gözlerini 

Aç müziğini dinlendir bütün hücrelerini