Ne getirdin bana?
Çocukluğumun geçtiği o köyden...
Hüzün kokan bir ağacın gölgesini mi?
Sararmış başaklar mı,
Yoksa güneşin altında tütün kokan bir avuç toprak mı?
Ne getirdin bana?
Yedi yaşındayken büyüyen ayaklarımı mı?
Ellerimin zamana yenik düştüğü, o geçmeyen yaraları mı?
Hiçbir anısında var olmayacağım doğum günü kutlamalarını mı?
Söyle, ne getirdin bana?
Hangi cümleyi öğelerine ayırıp da anlattın beni "dili geçmiş zamanda"?
Misal; çocuk yaptın mı beni?
Okulun sırasına çizip, teneffüslerde körebe oynattın mı?
Duvara yaslanıp gökyüzünü indirdin mi,
Çıplak kalmış ayak ucuma?
Beni hangi yaşa kilitli bıraktın?
Söyle, ne getirdin bana?
Gecesi olmayan bir şehrin, bilmem hangi mahallesinin...
Kaçıncı sokağın, kaçıncı evin en arka odasında,
Dumanınla boğdun beni; daha saymayı yeni öğrenmişken!
Beni hangi gündüz ile yargıladın?
Hangi geceye kurban ettin?
Sofrada sadece iki kuru zeytin var iken;
Ne annem çay, ne de babam ekmek getirecek...
Ben hep gittiğim yaşta kalacağım.
Söylesene sen; bana ne getirdin?