21 Ekim 2016 Cuma

Zamanın birinde bir soruya cevap arayan bir kabile yaşarmış .Bu kabile her sorun mutlaka verilmiş bir çözümü olduğuna inanırlarmış soru cevaplardan oluşur cevaplar da sorunların bitiş noktasında yeniden farklı bir soruda meydana gelirmiş derler .Bu kainat bizim bulmamız için yaratılmış yeter ki bulmak içimizden gelsin .O kadar inançlı bir yapıları varmış ki hiç bir umutsuzluğu kapılarından içeri almazlarmış .Umut onların her şeyin üstesinde gelmelerine yetiyormuş.Asırlar böyle geçiyormuş o bilinmeyen kabilede.Zaman eskisi gibi olmadığı gibi insanlarda değişen zamanın içinde kaybolup gidiyorlarmış .Düşünceler değişiyor insan zihni farklılaşıyor ama her şeye rağmen bazı konularda değişmemek için ısrar ediyorlarmış.Aslında ısrar ettikleri konular yabana atacakları konular değilmiş atalarında öyle görmüşler ve onlarda bu geleneklere sahip çıkmak için elinde geleni yapmak istiyorlarmış.İnsanın var olma sebepleri hayatlarındaki her türlü olayın anlamını bulmak için sürekli bir konuşma içinde olmaları gerekirmiş.Ataları bir gün belirler herkesin içinde biriken sorulara cevap aramak için düşünürlermiş.Geleneklerinde biri buymuş hep birlikte konuşmak her şeye rağmen.Birlik olacaklarına söz vermişler hep birlikte küçük, büyük demeden herkesin bir söz hakkı varmış kimse kimseden üstün değil ki başkasının hakkında söz hakkı olsun gibi kurallar koyarlarmış.Saygı ilk evresıymış herkes belli bir olgunluk mertebesine eriştiğinde bir sınavdan geçermiş kabilenin ileri gelenlerin oluşturduğu kurulda ne sorduklarını hiç kimse bilmiyorlarmış .Çünkü o kapıdan içeri girdiklerinde söz verip öyle girerlermiş asla kimseye hiç bir şey demiyeceklermiş en yakınlarına bile .Tabi ki bu sınavdan kalanlar olurmuş ama kimse o kalan hakkında en ufak bir olumsuzluktan söz etmezmiş gidip yanlarında artık diğer sene olacak sınavdan geçersin diye telkinlerde bulunurlarmış ya hep beraber birlikte düşeriz ya da birlikte ayakta sağlam dururuz demişler aralarındaki bağ çok farklıymış çözmek imkansız gibi bir şeymiş.Zaman işte onları da umutsuzluğa düşür muş her şeye hazırlıklı olduklarını düşünmüşler birlikte günlerce ,aylarca çözüm üretmeye çalışmışlar ama nafile çözüm bulacaklarına daha çok umutsuzluğun pençesine düşmüşler birbirlerin kırmayan bu kabile üyeleri birbirlerini kırmaya başlamışlar .Çok az insan birbiriyle konuşuyormuş hepsi bir sebepten dolayı birbiriyle küsmüşler .Dargınlıklar büyümüş bir cinayet bile işlenmiş kabile üyeleri bizden biri birimiz tarafında öldürüldü biz ne yapıyoruz böyle ne zaman oturup konuştuk asırlar geçiyor bizde o asırları sadece izliyoruz yaptığımız kayda değer hiç bir şey yok ortada baksana bizim örnek olacağımız çocuklar kin ile büyüdüler ve saygısız olup çıktılar .Bizler ise ilk evremiz unuttuk baksanıza ne oluyor bize bunu diyen kabilenin en genç üyelerinde biriymiş bizden sonra gelecekler var ve olanlar da ortada .Atalarımızın ilk belirlediği kapıda önce siz büyüklerimiz sonra da sizleri örnek alacak bizler kaldık bizden sonrakiler de bizleri örnek alıp daha büyük hataları yapacaklar bunlara bir dur diyelim .Dedem anlatırdı asırlar önce böyleydi kabilemiz şimdi bakıyorum da bizler mi değiştik yoksa sizin bize öğrettiklerinizi uygulamakla geçti her şeyimiz.Genç konuştukça büyükler oturmuşlar bulundukları yere neye uğradıklarını şaşırmışlar mı desem yoksa uydukları bir uykudan uyandılar kendileri bir türlü kestiremiyorlarmış .O gün herkesi bir düşünce alıp götürmüş .Gün aydınlanmak üzere herkes meydana koşmuş kimse kimseye haber vermemiş aslında ama herkes aynı şekilde meydandaymış ama birbirlerine öylece bakakalmışlar.En yaşlıları söz istemiş herkesten söz verince herkes oturmuşlar ama en yaşlı üye ayakta kalmış başlamış ataların eskiden yaptıkları şeylerden bahsetmeye başladıkça herkes gözlerini yere dikip birbirlerine bakamamışlar.Birbirlerinden utanmışlar yaptıkları her şey için .Yaşlı üye sözünü bitirdiği zaman onları o uykuda uyandıran gençe bakmışlar gençte onlara bakıyor ama hiç kimseden bir söz çıkmıyormuş .Biri bir şey desin diye herkes birbirine bakıyormuş.Genç konuşmuş en son atalarımızın yaptıklarını işittikten sonra ben artık ben değilim bizim demiş bizim için bir şey yapmamız lazım artık .Büyüklerimiz bu konuda bize ön ayak olsunlar bizde onların dediklerini yapalım .Atalarımızın bize bıraktıklarına sahip çıkalım demişler .Herkes hep birlikte evet sahip çıkmamız lazım gelir ne geliyorsa yapalım artık .Herkese bir görev verilmiş önce köylerini düzeltme işine girişmişler düzeltmeleri bir seneden fazla sürmüş çünkü zamanında herkes birbiriyle küs olduğu için duvarlar örmüşler birbirlerini görmemek için .Köye her türden yeşillik ekmişler hep beraber her şeyi birlikte çözüm arayıp birlikte bulmuşlar .Günler ayları,aylar seneleri kovalamış yeniden düzeltmeye yeniden eksi kabile geleneklerine kavuşmak için var güçleriyle savaşmışlar başarıda olmuşlar tabi ki ama bir konuda kimse bir çözüm bulamıyormuş nerde düştüler bu hale bir türlü anlamamışlar .Tekrar toplanmışlar zaten her şeyi konuşarak çözmek için birbirlerine söz vermişler haftada bir gün ataları gibi oturup konuşuyorlarmış Umutsuzluk kelimesi hayatlarına girmiş: girmiş de çıkmamış bir daha çareler aradıkça çoğalmış büyümüş artık başa çıkamıyorlarmış .Toplanmışlar ne yapalım diye yaşlılardan biri burdan çok uzak bir köy duymuştum orda bir tane derviş yaşarmış her şeye çözümü varmış bu dervişin varın gidin belki bize bir çözüm bulur demişler .Aralarında karar vermişler yedi kişi yola çıkmış her ne olursa bu yola birlikte çıktınız birlikte dönün demiş.Sizler artık kendinizden çok burda ki herkesten sorumlusunuz yok yapamayız diyorsanız vazgeçin başta.Onlarda hayır demişler bizler bu görevi yapacağız demişler yola çıkmak için hazırlıklar başlamış herkes kendi çocuğuna şunu tembihlemiş sen kendinden önce yanındakinden sorumlusun o düşüceğini sen düş onlardan biri öleceğine sen öl ,sakın ha kendini düşünme bu yolda sen yoksun onlar var .Düşün bir anne ve bir baba bunu çocuklarına söylüyor ve çocuklarını böyle uğurluyorlar başlarına ne geleceklerinden habersiz .Düşün bunu yola çıkan her anne ve baba söylüyor ama birbirlerine söylemiyorlar böyle söylediklerine .Yola çıkmışlar yedi kişi gitmişler ama sanki yol sürekli büyüyormuş önlerinde bir türlü bulamıyorlar o köyü uzun zamandan sonra bir köye varmışlar orda konaklamışlar dinlendikten sonra aramaya koyulmuşlar ama ne derviş nede derviş ile alakalı bir şey işitmişler tam köyden ayrıldıklarında biri şu köyde galiba bir derviş var demiş gençler hiç zaman kaybetmeyelim hemen gidelim demişler .Orayada gitmişler yok sonra başka bir köy daha böylece yedi köye uğradıklarını hesaplamışlar ama yok bu derviş varmış yok mu diye kendileri şühpeye düşmüşler .Tam geri dönecekleri zaman yaşlı bir adam daha yanlarına gelerek şurda bir köy var sizin derviş ordadır demiş .İçlerinde biri dönelim artık hangi köye gittiysek bizi başka bir köye götürdüler baksana yedi sene oldu ailemizden ayrı düşeli ama elimizde hiç bir şey yok nasıl yapalım böyle nasıl döneriz köye söyleyin ben dönemez ailemin yüzüne bakamam .Herkes sesizleşmiş ne kaybedeceğiz ki o köye gidelim bir bize sorduklarında elimden geleni yaptık ama bulamadık deriz en azında olmaz mı tamam demişler.Yola koyulmuşlar uzun zaman sonra köye varmışlar soracakları bir kişi aramışlar ama etrafta kimse yokmuş beklemişler karanlık çökmek üzereyken köye insanların geldiklerini görmüşler gidip konuşmuşlar .Köylüler önce misafirlerine yemek yedirmişler sonra sorularını dinlemişler biz bir derviş arıyoruz demişler bu köyde olduğunu duyduk geldik tamam var bizim derviş şu evde oturuyor sizi götürelim demişler.Kapıyı çalmışlar ses yok tekrar tekrar denemişler yedi kez denemişler tam sekizinde buyrun kapı açık demiş içeri girin gençler şaşırmışlar.Derviş içerde oturmuş onları sanki bekliyormuş gibi buyurun sizi bekliyordum demiş birbirlerine baka kalmışlar.Gençler soru sormak için sıra beklemişler ama derviş konuştukça konuşuyormuş gece geç olunca artık sabah söylersiniz demiş buyrun yatın yarın sabah konuşuruz demiş gidip yatmışlar .Bu ne acayıp derviş böyle diye kendi aralarında konuşmuşlar ama çok tanıdık sanki daha önce gördük demişler ama nerde gördüklerini bir türlü bulamıyorlar .Uyandıklarında derviş onlara kahvaltı başında bekliyormuş .Ellerini yüzlerini yıkadıklarında sonra gelip kahvaltıya oturmuşlar .Kahvaltıdan sonra konuşuruz daha soru sormadan .Biz umutsuzluğun çaresini arıyoruz bunun cevabını da sizin bize söyleceğinizi söylediler ne zaman yola çıktıklarını ne zamandan beri yolda olduklarını her şeyi anlattılar .Derviş onlara bakıyor onlarda derviş ama derviş hiç bir şey demiyormuş .Tamam sorunuzun cevabını biliyorum siz karşılığında ne vereceksiniz bana peki demiş şaşırmışlar önce ama dervişteki kararlığı görünce tama ne isterseniz vermeye de yapmaya da hazır demiş ne istersem mi evet demişler yedi defa sormuş her defasında evet almış tamam demiş .Eline bir taş almış bu taşı görüyor musunuz evet demişler sizin cevabınız bu taş işte bir taş mı evet niye bu kadar küçümsüyorsunuz taşı ki küçümsemek değil taş nasıl çözüm olur onu anlamadık sadece .Oturmuş derviş masana taşa bakmış incelemiş incelemiş gençlerde ona bakıyorlarmış bir gün öyle geçmiş diğer günde sonraki günde gençler artık son gün de yani yedince günde dayanamamış sormuşlar sen bizi oyalıyorsun zamanımızdan aldınız bize bir çözüm vermeyeceksen neden bizi allı koydun bir hafta .Derviş varın gidin yatın yarın konuşuruz mecburen gençler kalkıp gidip yatmışlar .Sabah erkenden kalkan derviş taşa şekil vermeye başlamış onlarda kalkıp izlemişler bir saat sonra taşa oluşan şekle hayranlıkla bakakalmışlar nasıl olur bu bir mucize olsa gerek diye aralarında konuşmuşlar bir saat için de nasıl bu şekle dönüştü inanamıyorlardı taş bittikten sonra alın sizin cevabınız bu taşta saklı .Nasıl yani bir taş mı umutsuzluğu yok edecek evet demiş derviş bir taş diye bakarsın taş görürsün zaten bakış açılarınızı değiştirmeniz gerekmez mi hiç bu yolda bir şey anlamadınız aslında aradığını ilk köyde buldunuz ama bu kadar basit bir cevap olmaz dediniz daha çok yol yürüdünüz.Sonunda buraya kadar geldiniz yani biz yedi yıl boyunca aslında ilk yerde bulduğumuz cevabı mı arıyorduk evet demiş derviş bakmak önemli ama göremiyorsan kimseyi suçlayamazsın bundan kimseyi sorumlu tutmaya hakkın yok tek başına üstlenmen lazım.Her yolun iki yürüşü var bazen görmek istemeyiz ama iki defa o yolu yürüme gereği duyarız bazen taşlara denk gelir çarpa çarpa öğreniriz o yolu bazen düz bir yoldur ama hiç bitmez bitmesini istesek bile .Bu yolda çok şey öğrendiniz kendi doğrularınız yerine yanınızdakilerin doğrularına saygı duymayı öğrendiniz .Her şey bizim elimizde gideceğimiz yolu biz seçer yürüyüşünü de biz belirleriz .Umutsuzluk korkularımızdan beslenir büyüdükçe bizi pençesine alır bizde onun içinde kaybolup gideriz .Farkında olmadan bu yolda büyüdünüz ama hep birlikte ben değil biz olmanın önemini daha çok iyi anladınız .Varın gidin şimdi yolunuza aileniz sizleri bekler .Siz bizden alacaklı değil misiniz peki hayır der derviş siz bana yedi günü verdiniz sabırla emekle sizden nasıl alacaklı olayım ki ben ...Konuşmak aslında her çözüm anahtarı da biz konuşmayı bir türlü bilmiyoruz işte ...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder