ÇINAR AĞACIN GÖLGESİ
Oysa ki henüz bitmemişti şiir
Eksik kalmış dünkü cümlem
Şimdi satır aralarına
Bugünün cümlesini
Çınar ağacın gölgesinde
Saklanmış dolunayı eşliğinde
Çiziyorum avuç içime
Omuz başıma
Tel tel dökülmüş saçlarımın içinden
Gidenlere bakıyorum
Gelen telaşlı halde
Giden yokluğunu bırakmış gibi
Oysa ki sadece özlem di
Gözlere düşen yaşları
Kimse fark etmedi
Gecenin telaşlı karanlığında
Masanın ucunda öldüğünü
Yeni bitmedi belki
Belki de belliydi başından
Ölümün soğuk eli oradaydı
Sofraya oturmuş o son kadehi
Tek dikişte içmekti...
Lügatın da yoktu belki
İçti neyi unutmak istiyordu
Bu kadar acele edecek
Yan masa narsist düşüncelerin peşinde
Arka masa aşkın peşinde
Çapraz masa da ben gibi
Bilinmez logaritmaların peşinden
Hayatını izole ediyor kendince
Yaşamak neydi diyor
Son cümlesini unutmuş gibi
Yeni cümleler arıyor
Sade kahvenin telveleri arasında ,
Seni özlemek beni öldürüyor diyor
Masadan kalkmadan
Bittin bu gece
Bütün düşünürler adına
Sokrates kesti cezamı
Ben de idam sehpanı diktim
Şimdi git kendini as
Beni de gece ile bırak
Kirletme ellerimi
Son bir cümle belki
Boş bardağın masaya inişin de
Gecesini kaybetmiş
Bir sarhoşun dilinde
Yankılanır son kez
Kimin di bu karanlık gece bilinmiyor
Biri öldü oysaki o masa da
İki cenaze kalktı oradan
Kimse fark etmedi
Ben neydim o gece
Hatırlamıyorum bile
Neden o kadar içtim
Duyduklarım mı çok gelmişti
Gördüklerim mi dilli mi bağlamıştı
Neyse işte birileri o gece öldü
Kiminin cenazesini
Karıncalar kaldırdı
Kimin-kini de en yakın arkadaşının
Sol omzu kaldırdı
Ölüm geldi masalar teneffüse çıktı
Kediler bayram etti
Bir iki gece kuşu
Şarkılarla yolcu etti herkesi
Çınar ağacı gecenin içinde
Kendi gölgesine fısıltılar bıraktı sadece
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder